
Bugün 27 Eylül 2006 ve ben okula gitmedim. Dün de gitmedim. Okul geçen hafta açıldı ve hiç gitmedim. Aslında okulu 2 yıl önce kazandım ve o zamandan beri bir gün bile gitmedim. Kaçmanın insan bedeninde yarattığı tahribatın, sosyalleşme çabasından çok daha derin ve kalıcı olduğunu gördüm. Sorunlarımı bir psikoloji sitesinde anlattım. Gelen cevaplar anlık rahatlama ve gaz vermekten başka bir işe yaramadı. Okulu düşündükçe bütün kaslarım gerildi. Travmatik hafızam antidepresanlar yüzünden bozuldu. Bu yüzden benzer olaylara karşı refleks geliştiremiyorum. Şu an yaratıcı veya yakalayıcı cümleler yazamıyorum. Elime kalemi aldığımda bilinçaltımla elim arasında kısa devre yaptırarak resim çizemiyorum. Antidepresanlar aklıma geliyor ve Rönesans öncesinde antidepresanlar olsaydı ne olurdu diye düşünüyorum. Sanat olmazdı hiç kuşkusuz. Çünkü herkes hayatı ve dünyayı olduğu gibi kabul ederdi. Böylece sanatçıların yaratma veya değiştirme çabası olmazdı. Felsefe denen şey de olmazdı. Zira antidepresanların çoğu düşünce akışını kesiyordu. Devrimler de olmazdı. Antidepresanların gevşetici ve rahatlatıcı özelliği liderlere daha sevecen bakmamıza neden olurdu. Ve sanırım şu sıralar bu dönemi yaşıyoruz. Not: Aslında okulla, sosyal hayata adaptasyonla ilgili falan yazacaktım.. Başka zamana artık. Kafamı toparlayabilirsem...
0 Comments:
Post a Comment
<< Home